13 Temmuz 2007 Cuma

En Çok Kim Terk Ediyorr !!!

Kadınlar yanlışını gördükleri erkekleri terk ediyor, erkeklerse, neden terkedildiklerini anlamak için psikologların kapısını aşındırıyor.

Batı ülkelerinde ilişkilerde giderek daha fazla rastlanmaya başlanan bu durum, erkeklerin yüzlerce yıllık maço saltanatını zora sokacak. Şimdi binlerce erkek, neden terkedildiğini anlamak için psikologların kapısını aşındırıyor.

On puanlık uzman sorusu: İlişkinin güneşi tam tepede gibi görünürken kadın çantasını toplayıp, çıkarken kapıyı da arkasına bile bakmadan kaparsa ne olur? Ya terkedilen, geride kalan ve yanıtını asla bulamayacağı ‘neden’ sorusuyla başbaşa kalan erkek ne yapar? Bu tip erkeklerin anlayamadığı kadın terketmeleri günümüzde pek çok insanın tahmininden de fazla yaşanıyor. Elle Dergisi’nin haberine göre; giderek daha çok sayıda kadın eşini, sevgilisini ya da erkek arkadaşını terk ediyor.

İnsanların kişisel özgürlüklerinin değerini daha çok farketmeye başladıkları çağımızda kadınlar geleneksel aile rollerinin içine hapsolmaktan sıkıldıklarını rahatça söyleyebiliyorlar. Zaten sonradan kurulmuş ataerkil kültürün dayatması olan, aslen kadın ruhuna hiç uygun düşmeyen böyle pek çok gelenek gibi her koşulda kadın sadakati de yavaş yavaş çöpe gidiyor. Çok iyi eğitim almış, kendi işinin sahibi ya da işinde emin adımlarla yükselen, iyi bir geliri ve zevk aldığı hobileri olan, kendine iyi bakan ve öz saygısı gelişmiş kadınlar tek bir erkek modeline, sanki dünyada ondan başka erkek yokmuş gibi mahkum olmak istemiyorlar. Binlerce yıllık insanlık tarihinde sadece son birkaç yüzyıldır boyunlarında olan bukağıların, onların gerçek kaderi olmadığını farkeden kadınlar mızıkmaya başladı. Düşünün bir kez konuştuğumuz diller, gittiğimiz kulüpler, giydiğimiz kıyafetler bile sürekli değişirken kadınlar niye aynı kalsın ABDde yaşayan, kitapları ve makaleleriyle kadın-erkek ilişkilerinin karanlık dehlizlerine ışık tutan araştırmacı ve eğitmen David de Angelo, ani kadın terkedişlerinin yüzde 99 oranında şöyle işlediğini söylüyor: Şimdi düşünün. Harika bir kadınla tanıştınız ve harika bir başlangıç yaptınız. Sonra birden kadın size olan ilgisini kaybetmeye başlıyor. Eğer tam bu noktada sizin kadına olan ilginiz artmaya başlarsa, kapı önüne konmaya adaysınız demektir. Durumun farkında bile olsanız; yapacağınız bir şey yok. Çünkü kadın sizi çoktan gözden çıkarmıştır.

BEYAZ ATLI PRENS DEĞİL, RUH EŞİ

Kadınlar tarafından nedensiz terkedildiğini zanneden binlerce erkekle anketler yapmış olan David de Angelo’nun bu konuda pek çok kitabı var. ‘Double Your Dating’, ‘Sex Secrets’, ‘The 8 Personality Types that Naturally Attract Women’ gibi rehberlerin ve makalelerin yazarı. David de Angelo araştırmaların ve her gün binlerce kişinin ziyaret ettiği danışmanlık sitesine gelen soruların analizini yapınca kadınların fütursuzca çıkıp giderken kullandıkları cümlenin, özünde hep aynı olduğunu saptamış: ‘Sana olan duygularımdan emin değilim. Biraz yalnız kalmak istiyorum. Kendimi anlamalıyım. Sorun sen değilsin; benim.’ Peki konu gerçekten neyle ilgili? Sorun arzularda mı, isteklerde mi, güç dengesinde mi, davranışlarda mı, kişiliklerde mi, yoksa DNA’larda mı? Hmmm. Hepsine birden hayır. Sorun tamamen kadın ve erkek olmakla ilgili. Bu nedenle etrafta bu kadar çok beyaz atlı prensini arayan prenses dururken; giderek daha çok sayıda erkek ‘arkadaşlık önce gelir’ diyen kızlara ya da ‘ben ruh eşimi arıyorum’ diyen kadınlara toslamış oldukları için gözleri yaşlı geziyor. Belki de ‘hayır’ yanıtı, gerçekten vasat erkeklerin gerçek kaderidir.

David de Angelo’nun araştırmalarına göre kadın her ne kadar gerçek nedeni açık etmese de, bu davranışın altında yatan çok önemli bir tek sebep var. O da ‘çekicilik’

Durum o ki erkeğin kadının gözündeki çekiciliği herhangi bir nedenle hasar gördüğünde, kadın artık ikinci kez düşünmüyor bile. Araştırmalardan çıkan sonuca göre isterse dünyanın en hoş adamı olduğunu düşünsün, beraber olduğu kadının gözünde cazibesini yitiren erkek terk edilmeye mahkum. David de Angelo, ‘Giden kadın size bir şey söylemiyorsa, şöyle dediğini farzedebilirsiniz’ diyor: ‘Onu daha fazla yaralamak istemiyorum. En iyisi sessiz sedasız çekip gideyim. Böylesi daha kolay olacak.’

KADINLAR ÇİN BULMACASINA BENZER

Günümüzde pek çok erkek kadınların bir Çin bulmacasına benzediğinin farkında. Gerçi bunu eskiden de biliyorlardı; ancak kadınları anlamak şimdiye dek hiç bir kadar yaşamsal olmamıştı. David de Angelo kitabında diyor ki, ‘Bu konuda emin olabileceğiniz tek nokta var: Kadınlar pek çok konuda erkeklerden çok değişik fikirlere sahiptirler ve bu kadınların pek çok konuda erkeklerden çok değişik beklentileri bulunur. Bir bakın: Kadınlar moda dergileri satın alır, pembe dizi seyreder ve romantik aşk romanları okurlar. Erkekler ne yapar? Playboy satın alır, spor karşılaşmaları izler ve gazete okurlar. Burada en önemli sorun, kadınınızın satın aldığı, izlediği ve okuduğu romanlardaki erkeklere benzeyip benzemediğiniz.’ Eh, devir değişti. Artık kadınlar da gördüklerine sahip olmak istiyorlar. Peki bu duruma düşmüş erkekler ne yapmalı Bu konuda kimi akılcı, kimi de sadece ilginç öneriler var.

Ama temel olarak erkeğin ilk önce ilişkide yaşanan sorunun gerçekten de kendisiyle bir ilgisi olmadığını anlaması gerekiyor. Çünkü bu büyük çocuklar terk edildikleri zaman kadına yeteri kadar iyi davranmadıklarını, isteklerini karşılayamadıklarını ya da iyi bir sevgili olamadıklarını düşünüyorlar. Ünlü uzmanın erkeklere ikinci önerisi, ‘kuyruğu dik tutmaları.’ Yani gitmek isteyen kadına asla ‘Yeter ki sen kal. Ne istersen onu yapacağım’ dememeleri gerekiyor.

Bu yakarış, sadece kadının uzaklaşan topuk seslerinin duyulması sürecini hızlandırıyor. Çünkü dünya kurulduğundan beri daha güçlü nesiller için daha güçlü erkekleri tercih eden kadınlar, zayıf karakterli erkeklerden içgüdüsel olarak haz almıyorlar. Üçüncü öneri erkeğin hem kadının, hem de kendisinin gereksinimlerini ve beklentilerini gözden geçirmesi. Bunlar çakışmıyorsa, o ilişkiye başlamak zaten zaman kaybı. Burada akılcı davranmak erkeklere düşüyor; çünkü kadınlar genelde doğal güdüleriyle hareket ediyorlar. O an bir çekim hissediyor; sonra da rahatça vazgeçebiliyorlar. Burada unutulmaması gereken en önemli nokta, doğada da eş seçimini dişi olan yaptığı. Yani kadın istemiyorsa, zorlamanın anlamı yok. Erkeğin terkedilmemek için yapması gereken tek şey ise kafayı çalıştırmaktan geçiyor. David de Angelo: ‘Bir erkeğin başarısı beraber olduğu kadının psikolojisini ve kendisinin kadına dönük çekiciliğini çok iyi analiz etmekten geçer. Bunu başarabilirse sorun daha başlamadan çözülebilir. Kadınların güçten, paradan ve ünden hoşlandığı söylenir. Ama bunlara düşkünlük görüntüsü kadının o an etrafta sizden daha iyisi olmadığı için yaptığı bir rol olabilir. Dahası kadınlar zayıf ve kararsız erkeklerden hiç hoşlanmazlar. Eğer ilginin azaldığını farkederseniz önce siz onu terkedin. Böylece oturup ilişkinizin niye bu noktaya geldiğini birlikte gözden geçirme ve konuşma şansınız olabilir.’

Ancak bu çözümün de bir kötü yönü var: Her kadın bu blöfü yutmayabilir.

Klima Şişmanlatıyor !!!

Oldukça yüksek sıcaklıklarla boğuşuyoruz diğer senelere nazaran bu yaz.Küresel ısınma derken 40 dereceleri bazı yerlerde daha fazlasını dahi gördük diyebilirim.Bu olumsuzlukların da bazı sektörleri olumlu etkilediğini rahatlıkla söyleyebilirim.Örneğin klima satıcıları.Fiyatlar geçen senelere nazaran arttı.Birazdan yayınlayacağım yazı da klimanın kilo aldırabileceğinden bahsediyor serinlemek isterken bilmeden kilo alanlar için.

Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim TDalı Başkanı Prof. Dr. Faruk Yorulmaz, klimaların yanlış kullanıldığında sinüzit, bronşit ve zatürre gibi hastalıklara neden olabildiğini bildirdi.

Yorulmaz, ABD’de yapılan araştırmalarla, klimaların vücudun kendi ısı dengesini kurmasını engelleyerek şişmanlığa yol açtığının belirlendiğini kaydetti. Yorulmaz, klimayı kullanırken dikkat etmek gerektiğini kaydederek şunları söyledi:

“Klimalar, ortamı belirli zaman aralıklarında soğutmak için kullanılmalıdır. Dışarıda sıcaklık 40 derece ise klima çalıştırılacak ortamda sıcaklığın aralıklarla 5′er derece düşürülmesinde fayda vardır. Vücut ani sıcak ve soğuk hava değişimlerine karşı kendini koruyamadığı için bu durum hastalanmayı kolaylaştırmaktadır.”

Bir anlık ya da bir gunlerin birikimi klimaları bilinçli kullanmadığımız taktirde oluşabilecek sorunları sayın yorulmaz da kısaca belirtmiş.Umarım bundan sonra daha dikkatli ve bilinçli hareket ederiz.

Bayanlar Neden Tek Elle Araba Süremez ?!

Hemen hemen her sabah olduğu gibi kahvaltı için çıktım dışarı-ekmek ve kahvaltıda olmazsa olmazım gazetelerimi almak için-.Çayımda oldumu yanımda deymeyin benim keyfime.Ön sayfadaki- malumunuz önümüz seçimler- o ona bunu demiş öteki ona bunu , o bilmemneyi kaldırıyor bir diğeri daha fazlasını vaat ediyor savsatası.

Orta sayfalardan birinde ilgimi çeken bir habere rastladım.Başlığın aynısını ben de yazımda kullandım,merak edip okudum.Bakalım sizler okuyunca neler düşüneceksiniz ve nasıl yorumlayacaksınız.

Kadın ve erkeklerin otomobil kullanma alışkanlıklarını inceleme gereği duymuş Londra Üniversitesi psikologları,erkeklerin arabayı kendilerinin bir parçası olarak gördüklerinden dolayı kendilerini rahat hissetiklerini ve arabayı tek elle kullanmakta herhangi bir sorun yaşamadıklarının sonucuna varırken,bayanların bütün dikkatini arabayı kontrol etmeye çalıştıklarından direksiyonu çift elle tutmalarına sebep oluyormuş.

Psikologların yaptığı araştırma ve sonuçları,ben onların yalancısıyım.Umarım bu yazıdan sonra bayanlar tarafından yadırganmam.( hoş ortada yadırgamayı gerektirecek birşey de yokken ortada ) ;)..,

12 Temmuz 2007 Perşembe

Beyin Kanaması

Üzerinde durulması ve birçoğumuz fikir sahibi olmasını düşündüğüm önemli konulardan biri Beyin Kanaması ( konu sağlık olunca hertürlü olayın önemli olması ve bilinçli hareket edilmesi gerekir ).Beyin kanamaları,beyni besleyen damarlardan bir veya bir kaçından dışarı kan sızması sonucu, kanla beslenen bölgenin çalışamaz duruma gelmesidir diye kısaca tanımlanabilir.

Herhangi bir düşme ya da darptan Beyin Kanamasının gerçekleşebileceği ve önemsenmediğinde de ölümle sonuçlanabileceği unutulmamalıdır.

Bir Nöroloji Uzmanı şöyle der:" Önemli olan Beyin kanaması teşhisini koymak ve 3 saat içerisinde bunu tedavi ettirmek, ki bu hiç de kolay değil.Beyin kanaması olduğunu anlamak için aşağıdaki dört adımı uygulamak gerekir:Beyin kanaması semptonlarını anlamak çok zor olabilir. Fakat bu konuda bilgisiz olup beyin kanaması geçiren kişiye müdahale edilmezse, beyini çok ciddi zararlar görebilir.Doktorlar, artık herkesin aşağıdaki 4 adımı uygulamakla, bunu kolayca anlayabileceğini söylemektedir.Kişinin gülümsemesini istemek (eğer yapamazsa = Felç demektir)Kişinin çok basit bir cümle söylemesini istemek ("Bugün çok güzel bir gün") gibi.Kişiden her iki kolunu birden kaldırmasını istemek.Kişiden dilini dışarı çıkartmasını istemek. Eğer yamulmuşsa bu da felç geçirdiğine işarettir.Eğer kişi bu dört adımdan birini yerine getiremiyorsa - "lütfen" derhal acil Servise haber veriniz ve Doktora telefonda durumu izah ediniz".

Maalesef çoğu zaman şahit olmuşuzdur kaza yerindeki bilinçsiz müdahalelere ve bu müdahalelerle birlikte zor durumdaki insanların yakırışlarına.Konu sağlık, insan sağlığı, insan hayatı olunca bu konulara önem verelim, bilinçli hareket edelim.Bu konular mı ne? En basiti yukardaki yazıyı okuyan birçok kişinin hafızasında az çok bir bilgi kalıcaktır Beyin Kanamasıyla ilgili.Böyle üzücü bir olayla karşılaşıldığında en azından bilinçli hareket ederek bir insanın hayatta kalmasını sağlayacaktır yapacağı bilinçli müdahale ile.Son derece önemli olan bu konuları okumadan, okutturmadan, bilinçlenip bilinçlendirmeden geçmeyelim.Unutulmamalıdır ki yarın bizBeyin Kanamasıyla karşılaşabilir belkide Beyin Kanamasını geçiren biz veya bizim bir sevdiğimiz olabilir..,

10 Temmuz 2007 Salı

Çinliler ve 4N+1K

Tekstil, otomotiv, teknolojik cihaz, hediyelik eşya, ayakkabı, mobilya, oyuncak, elektrikli ev aletleri derken, Çinliler sonunda ne kadar yaşayacağımıza da el attılar:

Çinli doktor Maoshıng Nı, uzun ve sağlıklı yaşamanın sırlarını bir kitapta topladı. Kitaba geçmeden önce ülkemizde Çin işiyle ilgili hemen birkaç anekdot aktaralım. Çin’den gelip İstanbul’da çalışan 1000’e yakın Çinli var. Hal böyle olunca ucuz Çin malı satan Çinliler, ülkemizdeki pek çok işadamının kâbusu oluyor. Çinlilerin ülkemizdeki asıl patlamayı, olimpiyatların Çin’de gerçekleştirileceği 2008 yılında yapması tahmin ediliyor. Yani 2008’in Çin yılı olacağı şimdiden garanti gibi...

Bu ülke mallarının neden ucuz olduğu ve kalitesi tartışıladursun, biz size uzun yaşamanın sırlarını Çinli doktorun tavsiyeleri ile sunmak istiyoruz. Hangimiz uzun bir ömür sürmek istemeyiz ki? Üstelik ülkemizde insanlar kanser başta olmak üzere “çaresi yok” denilen pek çok hastalığın ilacını bulmak için akın akın Çin’e gidiyor, o ülkenin geleneksel tedavilerinden medet umuyor. Kitapta “100 Yıl Yaşamanın Sırları” beş ana başlık altında anlatılıyor: “Ne yersiniz?” adlı bölümde yiyecekler ve beslenme ile ilgili öneriler, “Nasıl iyileşirsiniz?”de şifalı otlar, ilaçlar ve iksirler, “Neredesiniz?” bölümünde çevre, ekoloji ve toplum, “Ne yapıyorsunuz?”da egzersiz, yaşam biçimi ve gençleştirme, “Kimsiniz?” başlığını taşıyan bölümde de katılım, ilişkiler, sevgi, evlilik ve inanç konuları ele alınıyor. Kitaptaki önerilerin hepsi mutlu ve uzun bir yaşam vaat ediyor.

Dr. Maosnıhg Nı der ki:

Az ye, çok yaşa: 100 yaşındaki yaklaşık yüz kişinin beslenmesini araştırdıktan sonra pek çoğunun gösterişten uzak bir yaşam sürdüğünü gördüm. Dünyanın dört bir yanında yaşayan bu asırlık çınarların pek çoğu “üç çeyrek” kuralını uyguluyorlardı. Yani karınlarının üçte biri doyduğu zaman yemeği bırakıyorlar.

Melekotu; Çinli kadınların uzun yaşam sırrı: Çin’de ve Asya’da binlerce yıldan beri kadınlar sağlıklarını melekotuna borçlular. Melekotu kadınların doğurganlığını artırıyor, kan hücreleri üretiyor, kemikleri güçlendiriyor, saç-cilt ve tırnak sağlığının korunması için kullanılıyor.

En yeşil çimen, en iyi olmayabilir: Uzun yaşamak istiyorsanız bahçenize kimyasal ilaç ve yapay gübre kullanmayın. Onun yerine organik gübre ya da ahır gübresi kullanın.

Yatak odanız, kozanızdır: Hayatımızın üçte biri uykuda geçtiği için evde en önemli yer yatak odası. İdeal yatak odası girişten ve sokaktan uzakta sessiz bir köşede olmalı. Sade döşenmeli, hafif aydınlatılmalı.

Manevi inanç, hastalığı yenebilir: İnanç, içimizdeki huzuru bulmamızı, olanı kabul etmemizi ve beklentilerimiz ile gerçek arasındaki farkı bir noktada uzlaştırmamızı sağlar. Manevi inançlarıyla ölümcül hastalıkları yenmiş kişileri gözlerimle gördüm.

Mutlu bir evlilik: Uzun süren mutlu bir evliliğin verdiği duygusal ve ruhsal erişim, sıkıntıları ve güçlükleri savuşturmaya yardım eder. Araştırma sırasında yüz yaş üstündeki bütün erkeklerin mutlu bir evliliği olduğunu gördüm.

Uzun bir hayat için ipuçları

* Gündüz kral gibi, gece yoksul gibi ye

* Hafta içi otobur, hafta sonu etobur

* Toksinlerden arınmak için bol sebze

* Yemeden önce yiyeceklerinize banyo yaptırın

* Kozmetik: Yapay güzelliğin ağır bedeli

* Sevgi dolu bir aile, uzun bir ömür

* Uzun yürüyüşler uzun yaşam

* Egzersiz zamanı: Her zaman

* Uzun bir ömür için, yakarış (dua)

* Güneş: Hem dost hem düşman

* İyi bir uyku, uzun bir ömür

* Erken teşhis, ömür uzatır

* Hiç açgözlü asırlık çınar yoktur

OKS' Deki İkinci Yüz

Ortaöğretim Kurumları Sınavı'nda (OKS) 27 bin 277 öğrencinin sıfır puan alması beraberinde tartışmaları ve tepkileri de getirdi.

Eğitim-Sen Genel Sekreteri Şimşek, OKS sonuçlarıyla ilgili yaptığı açıklamada, puanı hesaplanamayan öğrencileri başarısız kılan nedenlerin acil olarak açıklanmasını istedi. Şimşek, "OKS'ye giren 818 bin 359 adaydan 27 bin 277 adayın sınavı değerlendirilememiştir. Bakanlık önceki yıllarda sınav puanı hesaplanamayan öğrencileri 'sıfır puan alanlar' olarak değerlendirirken, bu yıl daha 'ince' bir tanımlama yaparak 'sınavları değerlendirilemedi" dedi. Şimşek, böylesi bir tanımlamanın kamuoyunun tepkisini engellemek için yapıldığını savundu.

Emirali Şimşek, OKS'de şampiyon olanlar kadar sınav puanı hesaplanamayan öğrencilerin ve bu öğrencileri başarısız kılan nedenlerin acil olarak açıklanmasını istedi. Şimşek, "Türkiye artık sadece sınav şampiyonlarını tartışmayı bırakmalı, her geçen gün 'sınav bağımlı' hale gelen çocuklarımızın durumunu, içten içe çürüyen eğitim sisteminin sorunlarını ve bu sorunlara nasıl çözüm bulunabileceğini tartışmaya açmalıdır" dedi.

BES: OKS SONUÇLARI FIRSAT EŞİTLİĞİ İLKESİNE AYKIRI

Bağımsız Eğitimciler Sendikası Genel Başkanı Gürkan Avcı ise yaptığı açıklamada, OKS'de "özel okulların yanında zengin semt okullarının başarılı" olduğunu belirterek, "OKS sonuçları Anayasa'daki eğitimde fırsat eşitliği ilkesiyle çelişmektedir. Sıfır çeken ilköğretim ve liselerin bulunması, az iş yapıp çok konuşan Milli Eğitim Bakanlığı'nın ayıbıdır" dedi.

Geçen yıl yapılan Ortaöğretim Kurumları Sınavı'nda ise 46 bin kişi sıfır çekmişti.

46 bin gibi büyük bir kitlenin sıfır ( 0 ) almasının yetkililere açısından nasıl bir durum oluşturacağı merak konusu benim açımdan.Aslında neden merak konusu olsun ki ; Bu gibi ( öss ) sınavlarda büyük çoğunluğun başarıya ve baraj denilen puan dilimine yoğunlaştığı düşünülürse ,merak sadece küçük bir kesimin üzüntüsünde saklı kalıyor maalesef.Peki bu 46 bin kişinin sıfır almasında kimlerin ne gibi bir borcu var gençlerimize karşı ?

ÖSS ve YDS Sınav Sonuçları

ÖSYM'den yapılan açıklamada, 17 Haziran 2007 tarihinde yapılan ÖSS ile 24 Haziran 2007 tarihinde yapılan YDS'nin değerlendirilmesi ve ortaöğretim kurumlarından alınan diploma notlarından adayların ortaöğretim başarı puanlarının (OBP) hesaplanması çalışmasının tamamlandığı bildirildi.

Açıklamada, sonuçların 12 Temmuz Perşembe günü saat 10.00'da ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan tarafından Yükseköğretim Kurulu (YÖK) toplantı salonunda basına açıklanacağı kaydedildi.

Adaylar sonuçları Perşembe günü saat 10.30'dan itibaren ÖSYM'nin http://oss.osym.gov.tr ve http://oss2007.osym.gov.tr internet adreslerinden öğrenebilecekler.

Açıklamada ayrıca, yapılan incelemeler sonucunda ÖSS Sosyal Bilimler-2 testinin kamuoyuna açıklanan kopyasındaki 26. Mantık sorusunun iptaline karar verildiği ve değerlendirmenin buna göre yapıldığı bildirildi.