12 Temmuz 2007 Perşembe

Beyin Kanaması

Üzerinde durulması ve birçoğumuz fikir sahibi olmasını düşündüğüm önemli konulardan biri Beyin Kanaması ( konu sağlık olunca hertürlü olayın önemli olması ve bilinçli hareket edilmesi gerekir ).Beyin kanamaları,beyni besleyen damarlardan bir veya bir kaçından dışarı kan sızması sonucu, kanla beslenen bölgenin çalışamaz duruma gelmesidir diye kısaca tanımlanabilir.

Herhangi bir düşme ya da darptan Beyin Kanamasının gerçekleşebileceği ve önemsenmediğinde de ölümle sonuçlanabileceği unutulmamalıdır.

Bir Nöroloji Uzmanı şöyle der:" Önemli olan Beyin kanaması teşhisini koymak ve 3 saat içerisinde bunu tedavi ettirmek, ki bu hiç de kolay değil.Beyin kanaması olduğunu anlamak için aşağıdaki dört adımı uygulamak gerekir:Beyin kanaması semptonlarını anlamak çok zor olabilir. Fakat bu konuda bilgisiz olup beyin kanaması geçiren kişiye müdahale edilmezse, beyini çok ciddi zararlar görebilir.Doktorlar, artık herkesin aşağıdaki 4 adımı uygulamakla, bunu kolayca anlayabileceğini söylemektedir.Kişinin gülümsemesini istemek (eğer yapamazsa = Felç demektir)Kişinin çok basit bir cümle söylemesini istemek ("Bugün çok güzel bir gün") gibi.Kişiden her iki kolunu birden kaldırmasını istemek.Kişiden dilini dışarı çıkartmasını istemek. Eğer yamulmuşsa bu da felç geçirdiğine işarettir.Eğer kişi bu dört adımdan birini yerine getiremiyorsa - "lütfen" derhal acil Servise haber veriniz ve Doktora telefonda durumu izah ediniz".

Maalesef çoğu zaman şahit olmuşuzdur kaza yerindeki bilinçsiz müdahalelere ve bu müdahalelerle birlikte zor durumdaki insanların yakırışlarına.Konu sağlık, insan sağlığı, insan hayatı olunca bu konulara önem verelim, bilinçli hareket edelim.Bu konular mı ne? En basiti yukardaki yazıyı okuyan birçok kişinin hafızasında az çok bir bilgi kalıcaktır Beyin Kanamasıyla ilgili.Böyle üzücü bir olayla karşılaşıldığında en azından bilinçli hareket ederek bir insanın hayatta kalmasını sağlayacaktır yapacağı bilinçli müdahale ile.Son derece önemli olan bu konuları okumadan, okutturmadan, bilinçlenip bilinçlendirmeden geçmeyelim.Unutulmamalıdır ki yarın bizBeyin Kanamasıyla karşılaşabilir belkide Beyin Kanamasını geçiren biz veya bizim bir sevdiğimiz olabilir..,

10 Temmuz 2007 Salı

Çinliler ve 4N+1K

Tekstil, otomotiv, teknolojik cihaz, hediyelik eşya, ayakkabı, mobilya, oyuncak, elektrikli ev aletleri derken, Çinliler sonunda ne kadar yaşayacağımıza da el attılar:

Çinli doktor Maoshıng Nı, uzun ve sağlıklı yaşamanın sırlarını bir kitapta topladı. Kitaba geçmeden önce ülkemizde Çin işiyle ilgili hemen birkaç anekdot aktaralım. Çin’den gelip İstanbul’da çalışan 1000’e yakın Çinli var. Hal böyle olunca ucuz Çin malı satan Çinliler, ülkemizdeki pek çok işadamının kâbusu oluyor. Çinlilerin ülkemizdeki asıl patlamayı, olimpiyatların Çin’de gerçekleştirileceği 2008 yılında yapması tahmin ediliyor. Yani 2008’in Çin yılı olacağı şimdiden garanti gibi...

Bu ülke mallarının neden ucuz olduğu ve kalitesi tartışıladursun, biz size uzun yaşamanın sırlarını Çinli doktorun tavsiyeleri ile sunmak istiyoruz. Hangimiz uzun bir ömür sürmek istemeyiz ki? Üstelik ülkemizde insanlar kanser başta olmak üzere “çaresi yok” denilen pek çok hastalığın ilacını bulmak için akın akın Çin’e gidiyor, o ülkenin geleneksel tedavilerinden medet umuyor. Kitapta “100 Yıl Yaşamanın Sırları” beş ana başlık altında anlatılıyor: “Ne yersiniz?” adlı bölümde yiyecekler ve beslenme ile ilgili öneriler, “Nasıl iyileşirsiniz?”de şifalı otlar, ilaçlar ve iksirler, “Neredesiniz?” bölümünde çevre, ekoloji ve toplum, “Ne yapıyorsunuz?”da egzersiz, yaşam biçimi ve gençleştirme, “Kimsiniz?” başlığını taşıyan bölümde de katılım, ilişkiler, sevgi, evlilik ve inanç konuları ele alınıyor. Kitaptaki önerilerin hepsi mutlu ve uzun bir yaşam vaat ediyor.

Dr. Maosnıhg Nı der ki:

Az ye, çok yaşa: 100 yaşındaki yaklaşık yüz kişinin beslenmesini araştırdıktan sonra pek çoğunun gösterişten uzak bir yaşam sürdüğünü gördüm. Dünyanın dört bir yanında yaşayan bu asırlık çınarların pek çoğu “üç çeyrek” kuralını uyguluyorlardı. Yani karınlarının üçte biri doyduğu zaman yemeği bırakıyorlar.

Melekotu; Çinli kadınların uzun yaşam sırrı: Çin’de ve Asya’da binlerce yıldan beri kadınlar sağlıklarını melekotuna borçlular. Melekotu kadınların doğurganlığını artırıyor, kan hücreleri üretiyor, kemikleri güçlendiriyor, saç-cilt ve tırnak sağlığının korunması için kullanılıyor.

En yeşil çimen, en iyi olmayabilir: Uzun yaşamak istiyorsanız bahçenize kimyasal ilaç ve yapay gübre kullanmayın. Onun yerine organik gübre ya da ahır gübresi kullanın.

Yatak odanız, kozanızdır: Hayatımızın üçte biri uykuda geçtiği için evde en önemli yer yatak odası. İdeal yatak odası girişten ve sokaktan uzakta sessiz bir köşede olmalı. Sade döşenmeli, hafif aydınlatılmalı.

Manevi inanç, hastalığı yenebilir: İnanç, içimizdeki huzuru bulmamızı, olanı kabul etmemizi ve beklentilerimiz ile gerçek arasındaki farkı bir noktada uzlaştırmamızı sağlar. Manevi inançlarıyla ölümcül hastalıkları yenmiş kişileri gözlerimle gördüm.

Mutlu bir evlilik: Uzun süren mutlu bir evliliğin verdiği duygusal ve ruhsal erişim, sıkıntıları ve güçlükleri savuşturmaya yardım eder. Araştırma sırasında yüz yaş üstündeki bütün erkeklerin mutlu bir evliliği olduğunu gördüm.

Uzun bir hayat için ipuçları

* Gündüz kral gibi, gece yoksul gibi ye

* Hafta içi otobur, hafta sonu etobur

* Toksinlerden arınmak için bol sebze

* Yemeden önce yiyeceklerinize banyo yaptırın

* Kozmetik: Yapay güzelliğin ağır bedeli

* Sevgi dolu bir aile, uzun bir ömür

* Uzun yürüyüşler uzun yaşam

* Egzersiz zamanı: Her zaman

* Uzun bir ömür için, yakarış (dua)

* Güneş: Hem dost hem düşman

* İyi bir uyku, uzun bir ömür

* Erken teşhis, ömür uzatır

* Hiç açgözlü asırlık çınar yoktur

OKS' Deki İkinci Yüz

Ortaöğretim Kurumları Sınavı'nda (OKS) 27 bin 277 öğrencinin sıfır puan alması beraberinde tartışmaları ve tepkileri de getirdi.

Eğitim-Sen Genel Sekreteri Şimşek, OKS sonuçlarıyla ilgili yaptığı açıklamada, puanı hesaplanamayan öğrencileri başarısız kılan nedenlerin acil olarak açıklanmasını istedi. Şimşek, "OKS'ye giren 818 bin 359 adaydan 27 bin 277 adayın sınavı değerlendirilememiştir. Bakanlık önceki yıllarda sınav puanı hesaplanamayan öğrencileri 'sıfır puan alanlar' olarak değerlendirirken, bu yıl daha 'ince' bir tanımlama yaparak 'sınavları değerlendirilemedi" dedi. Şimşek, böylesi bir tanımlamanın kamuoyunun tepkisini engellemek için yapıldığını savundu.

Emirali Şimşek, OKS'de şampiyon olanlar kadar sınav puanı hesaplanamayan öğrencilerin ve bu öğrencileri başarısız kılan nedenlerin acil olarak açıklanmasını istedi. Şimşek, "Türkiye artık sadece sınav şampiyonlarını tartışmayı bırakmalı, her geçen gün 'sınav bağımlı' hale gelen çocuklarımızın durumunu, içten içe çürüyen eğitim sisteminin sorunlarını ve bu sorunlara nasıl çözüm bulunabileceğini tartışmaya açmalıdır" dedi.

BES: OKS SONUÇLARI FIRSAT EŞİTLİĞİ İLKESİNE AYKIRI

Bağımsız Eğitimciler Sendikası Genel Başkanı Gürkan Avcı ise yaptığı açıklamada, OKS'de "özel okulların yanında zengin semt okullarının başarılı" olduğunu belirterek, "OKS sonuçları Anayasa'daki eğitimde fırsat eşitliği ilkesiyle çelişmektedir. Sıfır çeken ilköğretim ve liselerin bulunması, az iş yapıp çok konuşan Milli Eğitim Bakanlığı'nın ayıbıdır" dedi.

Geçen yıl yapılan Ortaöğretim Kurumları Sınavı'nda ise 46 bin kişi sıfır çekmişti.

46 bin gibi büyük bir kitlenin sıfır ( 0 ) almasının yetkililere açısından nasıl bir durum oluşturacağı merak konusu benim açımdan.Aslında neden merak konusu olsun ki ; Bu gibi ( öss ) sınavlarda büyük çoğunluğun başarıya ve baraj denilen puan dilimine yoğunlaştığı düşünülürse ,merak sadece küçük bir kesimin üzüntüsünde saklı kalıyor maalesef.Peki bu 46 bin kişinin sıfır almasında kimlerin ne gibi bir borcu var gençlerimize karşı ?

ÖSS ve YDS Sınav Sonuçları

ÖSYM'den yapılan açıklamada, 17 Haziran 2007 tarihinde yapılan ÖSS ile 24 Haziran 2007 tarihinde yapılan YDS'nin değerlendirilmesi ve ortaöğretim kurumlarından alınan diploma notlarından adayların ortaöğretim başarı puanlarının (OBP) hesaplanması çalışmasının tamamlandığı bildirildi.

Açıklamada, sonuçların 12 Temmuz Perşembe günü saat 10.00'da ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan tarafından Yükseköğretim Kurulu (YÖK) toplantı salonunda basına açıklanacağı kaydedildi.

Adaylar sonuçları Perşembe günü saat 10.30'dan itibaren ÖSYM'nin http://oss.osym.gov.tr ve http://oss2007.osym.gov.tr internet adreslerinden öğrenebilecekler.

Açıklamada ayrıca, yapılan incelemeler sonucunda ÖSS Sosyal Bilimler-2 testinin kamuoyuna açıklanan kopyasındaki 26. Mantık sorusunun iptaline karar verildiği ve değerlendirmenin buna göre yapıldığı bildirildi.

9 Temmuz 2007 Pazartesi

Türk Olmak

“ Dünyanın, en tehlikeli eğlencesi Türk olmaktır. Burada hayatın bizzat
> kendisi bile hayata şaşar. Altmış milyonluk bir bungee -jumping’dir hayat.
> Bir beton zemine doğru milyonlarca insan süratle düşeriz. Tam çarpacağımız
> zaman, kim olduğunu kimsenin bilmediği bir güç, ucunda sallandığımız lastik
> halatı çekiverir ve biz yukarılara sıçrarız.
>
> Padişahımızın ırzına geçer, başbakanımızı asar, genelkurmay başkanımızı
> hapseder, gençlerimizi idam sehpalarına gönderir sonra da en güzel aşk
> şiirlerini yazarız.
>
> Hep aptallığımızdan yakınır sonra da dünyanın en akıllısı IMF’yi tam 17
> kere dolandırırız. Paralarını bize nasıl kaptırdıklarını anlamazlar bile…
> Aptallıktan sıkıldığımızda zekâmızla övünür ve bin senedir her yaz
> mevsiminde damlarda yatar ve oradan düşerek ölürüz. Yağmur yağdığında
> ülkenin en büyük kentinin işlek bir caddesinde boğulan yeryüzündeki tek
> insan Türk’tür. Yeryüzünde kendine kanat yapıp uçan ilk insan da Türk tür
> ama…
>
> Devleti kutsal ilan eder sonra da devleti soyarız. “Köylü efendimizdir”
> der köylüleri döveriz.
>
> (…)
>
> Yabancılardan sürekli kuşkulanıp ne kadar yabancı örgüt varsa hepsine
> girmeye çalışanlar Türklerdir. Girmeye çalıştıkları örgütlerin kurallarının
> aslında Türkiye’yi bölmek için hazırlandığına da sadece Türkler inanır.
> Yıllarca, Avrupa Birliği’ne girmemizi sağlayacak yasalardan hiçbirini
> çıkartamayıp, bir gecede başkalarının 10 yılda geçirebileceğinden daha fazla
> yasa geçiririz.
>
> Ömründe hiç trapez yapmamış yetmiş milyon insanın trapez yapmasıdır
> hayat burada.
>
> Bütün dünya, şaşkınlıkla bakarak düşmemizi beklerken biz düşmeyiz.
>
> Biz Türk’üz.
>
> Ya oynar ya ağlarız.
>
> Dünyanın en tehlikeli eğlencesidir Türk olmak.
>
> Ve biz korkuyla eğleniriz…”
>
> Ahmet Altan


Evet Sevgili Ahmet Altan ' ın anlatımıyla Türk olmak.Görülüp dile getirilmekte sıkıntılar yaşanabileceğini düşünenlerin dili olmuş korkusuzca ( hoş korkuyu gerektirecek bir kokuşmuşlukta yok ortada )..,

Erkekler MELEK' TİR..,

Erkekler Melektir :

> Bir gün ormancının biri dalları nehrin
> üzerine sarkan ağacın dallarını keserken
> baltasını suya düşürür. "Aman tanrım"
> diye bağırdığında bir peri belirir ve
> "Ne diye bağırıyorsun?" der. Ormancı
> baltasını suya düşürdüğünü ve yaşamını
> sürdürebilmek için o baltaya ihtiyacı
> olduğunu söyler. Peri suya dalar ve
> elinde bir altın balta ile tekrar belirir.
> "Baltan bu muydu?" diye sorar.
> Ormancı "hayır" diye cevaplar. Peri suya
> tekrar dalar ve bu sefer elinde gümüş bir
> balta ile tekrar belirir ve yine sorar.
> "Baltan bu muydu?". Ormancı yine
> hayır"
> diye cevaplar. Peri suya tekrar dalar ve
> bu sefer elinde demir bir balta ile tekrar
> belirir ve yine sorar. "Baltan bu muydu ?"
> Ormancı "evet" der. Ormancının dürüstlüğü
> perinin çok hoşuna gider ve baltaların
> üçünü
> de kendisine verir. Ormancı mutlu bir şekilde
> evine döner. Bir zaman sonra ormancı
> eşiyle birlikte nehir boyunca yürürken karısı
> suya düşer. Ormancı "Aman tanrım" diye bağırır.
> Peri yine belirir ve sorar: "Ne diye bağırıyorsun ?
> "Ormancı "karım suya düştü" der.
> Peri suya dalar ve Jennifer Lopez ile birlikte
> geri döner. "Senin karın bu mu?" diye sorar.
> Ormancı "evet" der. Peri
> sinirlenmiştir, "Yalan
> söylüyorsun, gerçek bu değil" der. Ormancı "özür
> dilerim peri, ortada bir yanlış anlaşılma söz
> konusu. Eğer Jennifer Lopez için hayır deseydim
> bu sefer Catherine Zeta -Jones ile geri dönecektin,
> ona da hayır deseydim karımla dönecek ve her
> üçünü de bana verecektin. Ben fakir bir adamım ve
> üç karımın sorumluluğunu taşıyabilecek durumda
> değilim. Jennifer Lopez'e evet dememin sebebi budur...
>
> Bu hikayeden alınacak ders :
>
> Ne zaman bir erkek yalan söylüyorsa bunun iyi
> ve saygın bir nedeni vardır ve bu başkalarının
> yararı içindir.
>
> Kendileri için birşey
> istiyorlarsa ekmek
> çarp-sın-dır!!!! ;) :) :);)

8 Temmuz 2007 Pazar

Ertex OTO

Ertex Oto Dekorasyon Genel Müdürü Ercan Malkoç, işi gereği sık sık yurt dışındaki otomobil fuarlarına katıldığını, buralarda her isteyenin rahatlıkla lüks spor otomobilleri inceleyebildiğini anlattı. Türkiye'de düzenlenen otomobil fuarlarında ise bu otomobillerin çevresine bant çekildiğini, ünlü ve zenginlerin dışında kimsenin otomobilleri incelemesine izin verilmediğini belirten Malkoç, ''bu duruma çok içerlediğini ve bunun üzerine yerli bir spor otomobil geliştirmeye karar verdiğini'' söyledi.

Malkoç, ilk otomobilin icadının üzerinden yaklaşık 100 yıl, ilk Türk otomobili olan Devrim'in yapılmasının üzerinden de 46 yıl geçtiğini ifade ederek, şöyle konuştu: ''Ülkemizde 1966 yılından bu yana otomobil üretimi yapılmaktadır. Çağımızın ve özellikle de otomobil sektörünün gelişimi göz önüne alındığında, dünya otomotiv sektörüne bir marka kazandırmamış olmamız bizleri çok üzüyordu. Oysa daha 1938 yılında Türkiye, 140 tane avcı bombardıman uçağı üreterek şu an teknolojilerine imrendiğimiz AB ülkelerine satmıştır. 2007 yılındayız ve uçak yapan bir milletin torunları olarak bir otomobil yapamıyoruz. Cesaretimizin temelinde bu çok önemli bir etken oldu. Artık bu konuda bir şeyler yapmamız gerektiğini düşündük ve Etox'u geliştirdik.''

NEDEN SPOR OTOMOBİL?

Spor modellerin firmaların vitrinini oluşturduğunu ve her otomobil tutkunlarının spor modellerin sahibi olmayı hayal ettiğini dile getiren Malkoç, bu nedenle spor otomobil geliştirmeyi tercih ettiklerini kaydetti.

İnsanların spor otomobillerin her ayrıntısındaki beklentilerinin çok yüksek olduğunu anlatan Malkoç, bu otomobillerin hızlı gitmesinin, aynı zamanda en kısa mesafede durmasının istendiğini dile getirdi. Tasarımdaki beklentilerin de bu yönde olduğunu belirten Malkoç, ''Motordaki performansın dış çizgilere yansıması istenir. Bu beklentileri çoğaltmak mümkün. Bu nedenle spor otomobil üretmek zor bir iştir. Projeye başlamadan önce insanlar bize 'bunu yapamazsınız' diye güldüler. Fakat dünyada zoru başaran Porche, Ferrari, Lamborghini gibi firmalar var. Bizde iddialı başlamak istedik. Belki başlangıçta yıldızları hedef seçtik ama sonunda başarılı bir prototip geliştirdiğimize inanıyoruz. Bu araba çok konuşulacak.'' diye konuştu.

Projeye başlarken öncelikle tasarım ekibini oluşturduklarını belirten Malkoç, tasarımın geliştirilmesinin 6 ay sürdüğünü anlattı. Bu aşamada oldukça zorlandıklarını ifade eden Malkoç, şunları kaydetti: ''Çünkü kendi insanımızın beklentileri doğrultusunda bir tasarım hazırlamamız gerekiyordu. Buradaki beklentiler oldukça yüksektir. Hayallerde hep Ferrari ve Porche gibi otomobiller vardır. Biz onlara benzetmek için yola çıkmadık. Deyim yerinde ise spor otomobilde bir sınıf yaratmak için yola çıktık. Tasarım felsefemizin temelinde 4 kişilik günlük hayatta kullanılabilecek bir otomobil üretmek vardı. Hedeflerimizi bu yönde şekillendirdik. Aynı zamanda da tasarımımız performans isteyen kullanıcılara da hitap edecek görsellikte olmalıydı.

Kişiye göre aile otomobili, kişiye göre günlük hayatta kullanılabilecek spor otomobil, kişiye göre tam bir performans otomobili. Kısacası Etox'a baktığınız açılardan bu özelliklerin tamamını görebilirsiniz. Yüze yakın tasarım eskizimiz arasında şu an prototip üretimini yaptığımız modeli
seçtik.''

SERİ ÜRETİM BELGESİ ALDILAR

Etox'un günümüz otomotiv firmalarının tüm tasarım ve prototip üretimlerini kapsayan süreçleri içinde barındıran iki yıllık çalışmanın sonucunda geliştirildiğini ifade eden Malkoç, prototip hazırlama aşamasında tasarım ekibi de dahil 46 Türk personelin görev aldığını belirtti. Malkoç, aracın şasinin yurt dışındaki diğer özel üretilen emsallerindeki gibi örme şasi tekniğine dayanarak kendi mühendisleri tarafından projelendirildiğini kaydetti.

Malkoç, otomobilin bütün parçalarını kendilerinin ürettiğini, sadece motorunu Fransa'daki bir firmadan aldıklarını ifade ederek, ''Bir süre sonra kendi motorumuzu kendimiz üretmeyi hedefliyoruz. Henüz ilk aşamadayız. Gelişime açık bir proje bu'' dedi. Etox'un günümüz koşullarını sağlayabilecek bir donanıma sahip olması nedeniyle fren testlerinde uluslararası geçerliliği olan R 13H testine tabi tutulduğunu belirten Malkoç, test sonucu bu kapsamdaki gereken tüm kriterlere uygunluğunun tespit edildiğini ifade etti. Malkoç fren sisteminin aynı zamanda ABS'yi de kapsadığını dile getirdi. Etox'un, ayrıca İstanbul Teknik Üniversitesi Otomobil Teknolojileri Araştırma Merkezi'nce (OTAM) Sanayi Bakanlığının 2001/16/AT M1 sınıfındaki motorlu araçlar tip onay yönetmeliği kapsamında yapılan tüm testlerden de başarıyla geçtiğini söyleyen Malkoç, Türkiye'de seri üretim (Tip Onay) belgesini aldıklarını kaydetti. Daha önce üretilen yerli otomobiller ''Devrim'' ile ''İmza''nın ''Tip onay belgesi bulunmadığını'' ifade eden Malkoç, Etox'un künyesinde ''Made in Turkey'' yazan ''ilk otomobil olacağını'' söyledi.

Malkoç, şu an da firmanın kendi testi olan 100 bin kilometrelik yol testine başladıklarını ifade etti. Dörtte biri sorunsuz tamamlanan test sırasında gidilen şehirlerde vatandaşların araca büyük ilgi gösterdiğini anlatan Malkoç, henüz tanıtımını gerçekleştirmemiş olmalarına rağmen şimdiden 3 ön sipariş talebi olduğunu belirtti. Malkoç, Etox için gelen sipariş taleplerini yol testi tamamlandıktan sonra alacaklarını kaydetti.

''İLGİ BİZİ SEVİNDİRİYOR''

Dünya otomotiv sektörü için olmasa bile Türkiye için bir marka yaratmanın zamanının çoktan geldiğine inandıklarını ifade eden Malkoç, ''Markayı firmalar yaratmaz, o markayı kullanan insanlar yaratır ve sahiplenir. Etox'a sokakta ve internet ortamında vatandaşlarımızın gösterdiği büyük ilgi bu konuda bizi oldukça sevindirdi'' dedi. Etox'un, piyasadaki spor otomobiller arasında ''en düşük yakıt tüketimine sahip araç olacağını'' saivunan Malkoç, standart modelin şehir içinde 5.7, şehirler arasında ise 4.1 litre yakıt tüketimine sahip olduğunu söyledi.

Malkoç, en düşük Ferrari modelinin fiyatı 400 bin avrodan başlarken, Etox'un bunun 5'te biri oranında 100-150 bin YTL fiyat aralığında satışa sunulacağını kaydetti.

''TANITIMI ZAFER BAYRAMI'NDA YAPILACAK''

Etox'un geliştirilmesini ''Türk otomotiv sanayinin bir zaferi'' olarak gördüklerini anlatan Malkoç, bu nedenle aracın tanıtımını da 30 Ağustos Zafer Bayramı'nda yapacaklarını söyledi. Yol testlerinin tamamlanmasının ardından hemen seri üretime geçmek istediklerini bildiren Malkoç, Etox'un üç ayrı motor seçeneği ile satışa sunulacağını dile getirdi.

İlk etapta yılda 20 araç yapmayı hedeflediklerini, ilerleyen yıllarda de bu rakamı 500'e kadar çıkarmak istediklerini ifade eden Malkoç, araçlarının her birinin kişinin istediği üzere ayrı ayrı özelliklere sahip olacağını kaydetti.

Malkoç, daha şimdiden Güney Kore'den bir firmanın projeye ortak olmak istediğini belirterek, ''Ancak yerli bir firmayla ortak olmayı tercih ederiz'' dedi. Gerek çizgileri, gerek kullanım özellikleri ve gerek motor çeşitliliğiyle anlatan Etox'un, 125 beygir (hp) gücünde 1500 cc hacminde dizel motor kullanılan standart modelinin yanı sıra 220 hp güç üretebilen 3000 cc dizel ve daha fazla performans isteyenler için de 272 hp güç üretebilen özel bir V6 benzinli motor seçenekleri bulunuyor.

LAMBORGHİNİ DE BÖYLE BAŞLAMIŞTI

Ünlü spor otomobil Lamborghini de benzer bir hikayeyle üretilmeye başlanmıştı. İkinci Dünya Savaşı'nın öncesi ve sonrasında önemli bir traktör üreticisi olan Ferruccio Lamborghini'nin bir Ferrari otomobili vardı.
Ferrari'nin debriyaj aksamının kendi traktörleriyle aynı olduğunu fark eden Lamborghini, Enzo Ferrari ile görüştü ve onu bu konuda eleştirdi. Fakat Enzo Ferrari Lamborghini'yi basit bir traktör üreticisi olarak görerek onu dinleme gereği duymadı. Bunun üzerine Lamborghini, Ferrari'ye rakip kendi spor arabalarını üreterek, Enzo Ferrari'den intikam almaya yemin etti. Daha sonra Ferrari'yi eleştirdiği her konuda Ferrari'den çok daha üstün olan Lamborghini 350 GT'yi yaptı.

Kendi sermayemizle bizden birinin türk otomobili üretmeye çalışması ve üretmesi heyecan verici.Yalnız Ferrari veya bir başka otomobil markasına rekabeten üretildiğinin ima edilmesini yanlış bulsam da çıkılan bu yolda kendilerine gösterdikleri çabalardan dolayı teşekkürlerimi sunarım.Umarım bir sonraki yazılarımda Etox markasının başarılarını da yazarım..,